Eğitim-öğretim maratonu boyunca, öğrencilere ve ailelere çok farklı görevler düşüyor. Bunlardan en önemlisi şüphesiz ailelerin duyarlı davranmaları ve öğrencilerin de sorumluluklarının bilincinde hareket etmeleri. Ama bizim açımızdan daha da önemli olan bir eksiklik var ki o da öğrencilerin nasıl öğreneceklerini yeterince bilememeleri. Evet bu, eğitimin her kademesinde karşılaşılan bir zorluk ve eksiklik. Hatta bu eksiklik üniversite öğrencilerinde dahi kendini göstermekte. O halde öncelikle bu eksikliği gidermeye çalışmakla işe başlamalıyız.

Biz bu eğitime “öğrenmeyi öğrenmek” diyoruz. Tabi uzun ve birebir eğitim sürecini gerektiren bu konuyu tafsilatıyla burada vermek pek mümkün değil. Ancak temel noktalarına değinmek mümkün.

Öğrenmeyi Öğrenmek Nedir?
Öğrenmeyi öğrenmek nasıl daha etkili ders çalışılacağını bilerek, beynimizin sırlarının, kabiliyetlerimizin farkına vararak ve kendi öğrenme modelimizi keşfederek öğrenmeyi bilmektir.  Kısaca öğrenmeyi öğrenmek, bir kişinin;

- Beyninin ve hafızasının nasıl işlediğini
– Kendisinin nasıl öğrendiğini
– Öğrenmenin nasıl gerçekleştiğini
– Daha iyi öğrenmek için neler yapması gerektiğini
– İç disiplini nasıl gerçekleştirebileceğini
– Hangi derslere nasıl çalışacağını
– Etkili ve verimli ders çalışma yöntemlerini,  öğrenmesidir.

Niçin Öğrenmeyi Öğrenmeliyiz?
Başarı için öğrenmeyi öğrenmek şarttır. Bu yöntemler bizim, hedeflerimize daha az zamanda daha çabuk ve daha az enerji harcayarak ulaşmamızı sağlayacak yöntemlerdir.

Öğrenmeyi Öğrenmiş Öğrenci

- Neyi, niçin, nasıl ve nerde öğrenmesi gerektiğini,
– Beyninin ve hafızasının nasıl işlediğini,
– Kendisinin nasıl öğrendiğini ve kendi öğrenme tipini,
– Beyninin gücünü ve sınırlarını,
– Beynin görkemli gücünü nasıl kullanacağını,
– Kalıcı öğrenmeyi,
– Öğrenirken eğlenmesini,
– Bildiklerinin öğretmeni, bilmediklerinin öğrencisi olmayı,
– Öğrenmenin nasıl gerçekleştiğini,
– Daha iyi öğrenmek için ne yapması gerektiğini,
– İç disiplinini nasıl geliştirebileceğini,
– Hangi dersi nasıl çalışacağını,
– Zamanını nasıl kullanacağını,
– Öğrenmeyi bir hayat biçimi olarak görmeyi,
– Kendini öğrenmeye kolayca hazırlamayı,
– Öğrenme hızını yükseltmeyi,
– Bildiklerini kolayca uygulamayı,
– Etkili ve verimli ders çalışma yöntemlerini,
– Sınav ve öğrenme korkusuyla başa çıkmayı bilir.

Öğrenmeyi Öğrenmemiş Öğrenci İse

- Neyi, niçin, nasıl ve nerde öğrenmesi gerektiğini bilmez.
– Beyninin ve hafızasının nasıl işlediğini bilmez.
– Kendisinin nasıl öğrendiğini ve kendi öğrenme tipini bilmez.
– Beyninin gücünü ve sınırlarını bilmediği gibi, beynin o görkemli gücünü nasıl kullanacağını bilmez.
– Kalıcı öğrenemez.
– Öğrenmek tam bir işkencedir.
– Öğrenmenin nasıl gerçekleştiğini bilmez.
– Daha iyi öğrenmek için ne yapması gerektiğini bilmez.
– İç disiplinini nasıl geliştirebileceğini bilmez.
– Hangi dersi nasıl çalışacağını bilmez.
– Zamanını nasıl kullanacağını bilmez.
– Öğrenmeyi bir hayat biçimi olarak görmez.
– Kendini öğrenmeye kolayca hazırlayamaz.
– Öğrenme hızını artıramaz.
– Bildiklerini kolayca uygulayamaz.
– Etkili ve verimli ders çalışma yöntemlerini bilmez.
– Sınav ve öğrenme korkusu çok fazladır.

Peki öğrenmeyi öğrenmek için nerden başlamalıyız?
Şu bir gerçek ki kendini tanımayan hiç kimse çıktığı yolda başarıya ulaşamaz. O halde öğrenme yolculuğunda da bizler, kendi öğrenme tiplerimizi keşfetmek ve ona göre kendimize uygun bir strateji belirlemek zorundayız.

Öğrenme Tipleri
Hepimiz değişik şekillerde öğrenmekteyiz. Daha doğrusu değişik şekillerde daha çabuk öğrenmeye yatkınız. Bu öğrenme şekillerini bilmek ve kendimizin hangi kategoride yer aldığını tespit etmek çok önemlidir.

İnsanlarda zamanla herhangi bir algılama kanalının baskın hale gelmesiyle, kişinin beyin modeli de biçimlenmiş olur. Ancak değişik görüşler olmakla beraber, bu model zamanla değişebilir. Şahsî kanaatim bu değişimin belli bir yaştan sonra çok zor belki de imkânsız olacağıdır.

1.    Görsel Beyin ve Görsel Öğrenme
Görsel tiplerin baskın algı mekanizması gözlerdir. Bu tipler dünyayı görüntülerle algılarlar. Genellikle beyinlerinden geçen görüntüleri yakalamak için hızlı konuşurlar. Sık sık konudan konuya atlarlar. Konuşmalarında “gözümün önünden gitmiyor ki” “konuya yakından bakmak” “ göz kamaştırıcı” gibi mecazları sık kullanırlar. Sık hayal kurarlar. Bazıları  yolda yürürken bile hayal kurduğundan önündekilere veya ağaçlara çarpabilir. Genellikle yenilikçi ve yaratıcı düşünce gücüne sahip tiplerdir. Mantıklarından çok sezgilerine güvenirler. Dinlerken kağıt üzerine bir şeyler karalamayı severler.

Görsel beyin modeline sahip bireyler anılarını da görüntüler şeklinde çağırırlar. Hafıza mekanizmaları, bilgileri görüntüler şeklinde depolar. Örneğin önceki gece davet edildiği bir yemeği anlatması kendisinden istense, ilk söyleyeceği şey ortamın estetik şekli, manzarası, ışığın yeterliliği, insanların giydikleri vb şeyler olacaktır.

Görsel öğrenme tipindekilerde okunan şey göz önünde canlandırılır. Bu bazen fotoğraf gibi bir karelik veya film gibi uzun süreli bir görüntü şeklinde olabilir. Öğrenirken değişik etkenlerden dolayı öğrenmenin şiddetine göre bu görüntüler silik veya canlıdır.

Görsel öğrenmeye yatkın kişilerdeki aşırı canlandırma ve hayal kurma konsantrasyon eksikliğine neden olmaktadır. Sınavlarda soruların cevaplarını düşünürken cevabın yazılı olduğu kağıdı gözlerinin önüne getirebilirler. Konunun bütününü şema halinde görebilmeyi isterler. Genellikle el yazıları biçimlidir. Ancak görüntüleri yakalamak için konuşmada olduğu gibi hızlı davrandıklarından yazıları da bozulabilir.

2.    Sözel Beyin ve İşitsel Öğrenme
Baskın algılama şekli işitmektir. Dünyayı sözler ve seslerle algılarlar. Bundan dolayı konuşmalarını kafalarının içinde defalarca tekrarlarlar. Bu tiplerin konuşmaları ritmik, ahenkli ve düzenlidir. Herhangi bir konuyu sırasıyla, daldan dala atlamadan anlatırlar. Çok hızlı değil orta hızda konuşurlar. Kendi içlerinde konuşmayı severler. Sık sık iç konuşma yaptıklarından bazen yanlarındakini bile duymayabilirler. Genellikle “kendi kendime dedim ki” gibi ifadelerle cümlelerine başlarlar. Bu tiplere önceki gece davet edildikleri yemeği sorsanız size ilk olarak, ortamın gürültülü veya sessiz olduğundan, müzikten, konuşulanların kalitesinden vb şeylerden bahsedecektir.

Bu tipler, öğrendikleri veya okudukları şeyleri kafalarının içinde yüksek sesle tekrarlarlar. Ayrıca sık sık konuyla ilgili veya ilgisiz iç konuşma yaparlar. Dersi dinleyerek ve ya tartışarak daha iyi öğrenirler. Dinleyerek öğrenmek önemlidir. Tekrar tekrar dinlemek isterler. Konuyu anlatanın ses tonuna dikkat ederler. Hatta konuyu, anlatan kişinin ses tonuyla zihinlerinde canlandırırlar. Kitap okurken içten seslendirdikleri için dudak kıpırdatma oldukça yaygın görülür. Çalışma ortamında, gürültüden ve çevreden çabuk etkilenirler. Dikkatleri bu yüzden dağılır. Okudukları romanlarda diyaloglara dikkat ederler.

Bu gurupta değerlendirilen bir başka öğrenme şekli de soyut veya zihinsel potansiyelli öğrenme modelidir. Diğerlerinden farklı olarak öğrendiklerini formüller veya kavramlar halinde şifrelerler ve konuyu olduğu haliyle öğrenirler. Yani soyut konuyu soyut haliyle, somut konuyu da somut haliyle öğrenebilirler. Ezber güçleri yüksektir. Formülleri, kavramları ve yabancı kelimeleri kullanmayı severler.

3.    Kinestetik Beyin ve Kinestetik (Yaşayarak, Deneyerek, Yaparak) Öğrenme
Bu tipler için hisler ve duygular önemlidir. Dokunsal tiplerdir. Dünyayı duygularla (hislerle) algılarlar. Herhangi bir durumda o kişilerin içinde bulundukları durumda ne hissettiklerine ya da karşılarındakilerin hislerine odaklanırlar. Çok hareket ederler. Ağır ama derinden gelen hisli bir tonla konuşurlar.  Seyrek ama derin nefes alırlar. Konuşurken insanlara ya da nesnelere dokunurlar. Çok iyi duygusal çözümlemeler yapabilirler. Genellikle rahat giyinmeyi severler.

Bu tip öğrenme modeline sahip kimseler kitap okurken veya öğrenirken, okudukları kahramanların veya kendilerinin neler hissettiklerine teksif olurlar. Dersi sevmek bu kimseler için çok önemlidir. Bu nedenle belki de ilk yapmaları gereken kendilerine çalıştıkları derslerde muhakkak sevecek bir yön bulmaktır. Okumaktan çabuk sıkılırlar. Okurken oturdukları sandalyenin rahatlığından, kitabın ağırlığına kadar birçok hususa önem verdiklerinden çalışırken sık sık hareket ederler. Ancak bu hareket etme davranışını, çoğu insanın sıkıldığı sırada yaptığı hareketlerle karıştırmamak gerekir.
Önümüzdeki ay “öğrenme ve beyin”